Horlama ve Uyku Apnesi

Hayatimizin yaklasik üçte biri uykuda geçmektedir. Uyku saglikli bir yasam açisindan son derece önemli olmasina ragmen, bilinscin olmadigi bir süreç oldugu için olusabilecek sorunlar çogu zaman göz ardi edilebilmektedir. Ideal bir uyku 90-120 dakikalik 5-6 dönemden olusmaktadir. Her dönem kendi içinde Non REM ve REM olarak ayrilmaktadir. Non REM uykusu kendi içinde I,II, III. dönemleri içermektedir. Ilk REM uykusu uykunun baslamasindan yaklasik 90-120 dakika sonra ortaya çikmaktadir. Çocuklarda ve yaslilarda daha hizli bir REM uykusuna geçis olabilmektedir. Sabaha karsi daha yogun yasanan bir uyku dönemidir. II. dönem, uykunun %50-60 lik bir bölümünü kapsar. III. dönemse en derin dönem olup vücut aktivitelerinin minimuma indigi, metabolizmanin yavasladigi ve büyüme hormonunun salgilandigi uykudur. Çocuklarda geniz eti ve bademciklerin büyük olmasi nedeni ile olusacak solunum zorluklarinda derin uyku dönemi saglikli olarak yasanmadigi için büyüme ve gelisme gerilikleri olusabilmektedir. Uykunun %20-30 unu olusturan REM uykusu hizli göz hareketlerinin oldugu, vücut kas tonuslarinin kayboldugu sadece hayati organlarin çalistigi tam bir kaos dönemidir. Rüyalarin %80 inin REM döneminde görüldügü bilinmektedir. Özellikle bilissel süreçlerin ve bellek islevlerinin düzenlenmesini sagladigi düsünülmektedir. REM dönemi ortadan kaldirildiginda sonraki gecelerde önceki gecenin eksikligini telafi edercesine, süresinde artis olmaktadir. Bu da kisi için ne kadar önemli oldugunu göstermektedir.

Horlama ve Uykuda Solunum Bozuklukları

Horlama üst hava yollarında daralmaya bağlı olarak oluşan vibrasyonun meydana getirdiği ses olarak tanımlanabilir. Sosyal bir sorun olarak algılanabilir ve çoğunlukla uykuda solunum bozuklarının genel bir adı şeklinde hekime anlatılır.Oysa genellikle göz ardı edilen ve sağlık boyutu olan apne; uykuda nefesin en az 10 saniye ve üzerinde durmasıdır.Solunum çabası sürerken ağız ve burundan hava akımının olmaması obstrüktif (tıkayıcı) apne olarak tanımlanır.Hipopne olarak adlandırılan solunum şeklinde 10 saniye üzerinde nefes derinliğinin %50 oranında azalması ve kandaki oksijen düzeyinin %4 den fazla düşmesi izlenir.Uyku süresince görünen apne ve hipopnelerin uyku süresine bölünmesiyle elde edilen sonuç Apne- hipone(AHI) endeksi olarak adlandırılır.Endeksin 5 in üzerinde olması tanı için yeterlidir.30 un üzerinde olması ağır apne olarak tanımlanır.
Uyku apne sendromu sıklığı ülkemizde %2-5 civarında olduğu düşünülmektedir,diyabet sıklığının % 3 olduğu göz önünde bulundurulursa ne kadar önemli bir sağlık sorunu olduğu ama göz ardı edildiği anlaşılabilir.

Uyku Apnesi Sendromunda Etkili Olan Faktörler Nelerdir ?

Uyku apne’si görülme riski ileri yaslara dogru artis göstermektedir. En yüksek oranda 40-65 yas grubunda izlenir. Yaslanma ile kilo alimi, üst solunum kaslarinin formunu kaybetmesi ve artan diger hastaliklar, kullanilan ilaçlar riski artirmaktadir. Cinsiyete bagli dagilimda erkeklerde kadinlardan 3 kat sik görülür.Erkeklerde sik görülmesinin nedeni androjenik(erkeksel) yag doku dagiliminin boyun çevresinde yogunlasmasidir.Erkelerde boyun kalinliginin 43 cm.den büyük olmasi önemli bir risk faktörüdür.Kadinlarda da yas ilerledikçe oranlar kadinlar lehine artmaktadir.Obezite en önemli risk faktörleri arasindadir, beden kilo endeksinin (BDI)28 in üzerinde olmasi uyku apne riskini obez olmayanlara göre 10-12 kat atirmaktadir.  Genel olarak her 10 kilo artisinda risk 2 kat artmaktadir. Uyku apnesi-obezite arasinda iki yönlü bir iliski vardir, obezite uyku apnesini artirirken olusan metabolitlerde obeziteyi tetiklemektedir. Alkol ve sakinlestirici ilaçlar hem solunum yollarindaki kaslari gevseterek, hemde uyku merkezlerini baskilayarak etkili olmaktadir. Hipertansiyon, koroner kalp hastaligi, akciger hastaliklari, hipotroidi, diyabet gibi çoklu sistemleri tutan hastaliklar uyku apne riskini artirmaktadir. Bunlarin bir kismi risk faktörü iken, bir kismi da bizzat uyku apne hastaligi tarafindan tetiklenmektedir. Burunda tikaniklik, geniz eti, bademciklerin büyük olmasi, dilin büyük olmasi, çene yapisinin küçük olmasi gibi üst solunum yolunu tikayan anatomik farkliliklarda tikanikligin yapisal sebeplerindendir. Boynun kisa ve kalin olusu özellikle dil ve iliskili yapilarin yerlesim yerlerini degistirerek tikanikligi artirir..

Klinik Bulgular

Horlama, tanikli apne ve gündüz uyku hali seklinde ana bulgular mevcuttur. Horlama toplumda sik rastlanan bir bulgudur ve yaklasik %50 civarinda görülür fakat apneden en önemli farki horlama bazen ve pozisyona bagli olarak olusabilecegi halde apne hemen her gece olmaktadir. Hastaligin baslangiç döneminde daha çok uykuya ve horlamaya yönelik yakinmalar ön plandadir. Zamanla hasta ve çevresi bu sorunlara alismakla birlikte olayin siddeti arttikça davranis degisikleri, zeka isleyisiyle ilgili sorunlar is yasantisina yansimaktadir. Uyku apneli hastalarin yatakta geçirdikleri zaman uzun olmasina karsin etkin uyku gerçeklesmedigi için otobüs, toplu tasima araçlari, toplantilar ve hatta yogun ve gürültülü yerlerde bile uyuklayabilirler.

Komplikasyonlar

Nedeni belli olmayan tansiyonlu hastalarin %50 sinde uyku apnesi, uyku apnesi olan hastalarin %50 sinde hipertansiyon izlenmektedir. Yine kardiyak ritm bozuklugu olan hastalarin %50 sinde uyku apnesi mevcuttur. Kan akiskanliklarinin sabaha karsi bozulmasi ile bu dönemde ortaya çikan inmelerde olan etkileri izlenmistir. Hastalar gece kesintisiz ve uykunun derin dönemlerini yasamadiklarindan ertesi gün kolaylikla uykuya dalmaktadir. Agir derece gündüz uykululugunda araç kullanma gibi aktif dikkat gerektiren aktiviteler sirasinda uyuklamalar olmaktadir. Mesleki, sosyal ve ekonomik alanlarda agir sorunlar ortaya çikmaktadir. Uyku apne sendromu olan hastalarin yarisinda sabah uyandiklarinda bas agrisi ortaya çikmaktadir. Sebebenin gece tekrarlayan kafa içi basinç artislari ve sik gelisen uyaniklik ataklarinin sebep oldugu düsünülmektedir. Sik tekrarlayan apneler sonucu beyin elektrik aktivitelerinin bozulmasiyla gece epilepsileri olusabilmektedir. Bellek ve ögrenme sürecinde etkili olan REM uykusunun kesintili ve yetersiz olmasi zeka fonksiyonlarinda zaaflara, bellekte zayiflamalara, unutkanlik, algilama ve yargilamada azalmaya neden olur. Özellikle dikkat, karar verme, organizasyon, reaksiyon zamanindaki bozulmalar gündelik yasamin sürdürülmesinde yol açmaktadir. Libido azalmasi ve cinsel fonksiyon bozukluklari apnede olusan hormonal degisiklikler ve olusan depresyona bagli olarak olusabilmekte, apne tedavisi uygulandiktan sonra cinsel fonksiyonlarda düzelmeler eslik etmektedir. Gece olusan oksijen düsüklüklerine bagli olarak salgilanan hormonlar nedeniyle gece sik tuvalete gitme ihtiyaci olusmaktadir. Konsantrasyon bozukluguna bagli olarak trafik kazalari en önemli sonuçlardandir ve risk orani 2-7 kat yüksektir. Yine is kazalarinda artis ve performans düsüklüklerine bagli isten çikarmalar bilinmektedir. Sonuç olarak hastaligin, üretkenligin azalmasi, is ve trafik kazalarinin artmasi ve apne sonucunda olusan tedavi maliyetlerinin büyük ekonomik kayiplara neden olmasi nedeniyle ciddi maddi sonuçlari mevcuttur.